Cumartesi, Kasım 21, 2009

sevmek;söyleyecek sözün varken bile susmakmış..

bir varmış,bir yokmuş..
esas oğlan has kıza görür görmez aşık olmuş,yemeden içmeden kesilip hep onu düşünür olmuş..
..
benim masallarımda kahramanlar sevmeyi bilen insanlardı,ve sevgi en çok onların sıcacık kahraman yüreklerine yakışırdı,bu yüzden belki büyürken hep hayallerden çıkıp gelecek bir prensin heyecanı basardı yüreğime her aklıma düşüşünde..
prensim gelecekti ve biz mutlu mesut günler geçirecektik,yada üzüldüğümüzde başımızı yaslayıp birbirimizin omuzuna beraber ağlayacaktık,birimiz suspus olup kabuğuna çekildiğinde diğerimiz onun halini hemen hissedecek ve ellerini tutacaktı bırakmamacasına,ben burdayım diyecekti bakışlarıyla..
sevmek en çok benim prensime yakışırdı ne zaman düşünsem,ve o beni her şartta mutlu etmesini becerebilirdi,onun verebilecek öyle büyük hediyeleri hiç olmadı hayallerimde,ondan hiçbir zaman büyük eşyalar tek taş yüzükler beklemedim ben,ve o sımsıkı sarılsın istedim sadece,yüreğimde sonbahar rüzgarları eserken,sıcacık bir buse kondursun istedim sadece gözlerimden akan yaşın tam üzerine,elinde bir kuru ağaç dalı toprağa bir koca kalp çizsin istedim içinde baş harflerimizin olduğu..
işte böyle..
benim kahramanım beni çok severdi ve bende onu dünyada hiçbir şeye değişmezdim,diğerleri bi yana benim sevdiceğim öbür yanaydı düşüncelerimde..
..
ne oldu kahramanım neden vazgeçtin beni sevmekten,yoksa çokmu ağır geldim yüreğine,çokmu yordum seni,çokmu mızmızlandım,sevgiye aç şu yüreğim çok şeymi istedi senden,neden vazgeçtin bana telli gözlüm demekten,neden sana ihtiyacım olduğunda hep başka bişeylerle meşgulsün,neden yetişemediğim şeylerde azarlıyorsun artık beni,görmüyormusun dalları budanan çırılçıplak ağaçlar gibi kalakalıyorum her incitişinde,her benden esirgediğin bir çift güsel sözde..
..
aylardan kasım,mevsimlerden sonbahar..
istanbulda yağmur var,böylesi soğuklarda hep elerim üşürdü bilirsin,ama bugün içim üşüyor,
..
sevgili kahramanım ben yine susuyorum herşeyi derin bi yutkunuşla kalbimin en derin yerine gömerken,yaralanıp acıları sızdıran yanlarıma bir kaç yama ekleyip devam ediyorum yoluma,bunları yazdım diye sakın gönül koymayasın bana,niyetim seni üzmek değil,sen benim masallarımın esasoğlanı,hayallerimin kahramanısın yine.
..
sadece korkuyorum ela gözlerini sevdiğim,çok korkuyorum,ya bigün dikiş tutmazsa gönlümde yamadığım yerler,ya bigün beni ittiğinde uçurumun tamda o en korkulacak yerindeki ince çizgi üzerinde duruyorsam,bütün umutlar ve sevgiler gökyüzündeki yıldızlarıda toplayıp arkalarına bile bakmadan giderlerse gönül dünyamdan,işte o zamandan korkuyorum,
bigün seni sevmekten vazgeçebilme düşüncesini bile taşıyor olmaktan korkuyorum,işte bigün ya bende sana bana yaptıklarını yapma çaresizliği gösterirsem,ya kahramanımı sevmekten vazgeçersem bigün,
üzülürmüsün benim şu anki halimin yarısı kadar..
..
gökten düşen elmaların üçüde senin olsun,gönlün keder görmesin,rüyalarını ay ve güneş süslesin,ve birbirimizi sevmekten vazgeçmeyelimki korkulan günler gelmesin hiçbir zaman kahramanlar kahramanı prensim..
(yazan:zeynep melike)

1 yorum:

nevbahar01 dedi ki...

zeynep bunu sen mi yazdın?
ya ne harika bir anlatım bu böyle. sanki bütün kadınların düşündükleri anlatılmış. tani yine bir kadın tarafından. keşke erkekler de anlayabilse...